Mehemet Murat YILDIRIM
İnsan bazen bir ismi hayatı boyunca iki ayrı anlamla taşırmış.
Ben iki Tayyip tanıdım.
Biri babamdı.
Diğeri ise bu ülkenin kaderine adını yazdıran, ama adalet duygusunu hafızasından silen bir Cumhurbaşkanı.
Sekiz yıl önce bugün babam aramızdan ayrıldı…
Ama bazı insanlar ölünce gitmiyor; geriye bıraktıkları sözler, duruşlar ve izler uzun süre kalbimizde yankı yapıyor.
Babam sert bir adamdı. Ses tonu yüksek, bakışı netti. Yanlış gördüğünde susmazdı. Çocukken ondan biraz çekinirdim ama büyüdükçe anladım ki o sertliğin içinde tuhaf bir merhamet vardı. Haksızlığa tahammül edemezdi. Birinin hakkı yenmişse, orada babamın sesi mutlaka yükselirdi.
Bana sık sık söylediği bir sözü hayatım boyunca kulaklarımda taşıdım:
“Eğilme. Haksızın karşısında dur.”
Ve o söz, sadece bir öğüt değil, bir karakter meselesi oldu benim için.
O cümlenin bir kısmını bir paylaşımda anımsatmak istediğimde, ne ironiktir ki o söz Aydın’daki soruşturma dosyasına delil olarak girdi; babamın bana öğrettiği adalet ve haksızlığa karşı durma fikri, dosyada sanık beyanı gibi yer aldı.
Bugün sürgündeyim. Bir ülkeden çok, bir adalet fikrinden koparıldım aslında. Ama geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bu yol biraz da babamın yoluydu. Ben sadece devam ettim.
Hakkımda açılan soruşturmalar ve dosyaya giren sosyal medya paylaşımlarım da gösteriyor ki, babamın sesi hâlâ duyuluyor; hâlâ birilerini rahatsız ediyor.
İkinci Tayyip’i ise televizyonlardan, mahkeme kararlarından, susturulan gazetelerden, erişim engellerinden tanıdım. Onun döneminde hak aramak suç, soru sormak tehdit, yazmak tehlike oldu. Adalet, güçlüye göre eğilip bükülen bir kavrama dönüştü.
İkisi de aynı ismi taşıyordu.
Biri bana haksızlığa karşı dimdik durmayı öğretti.
Diğeri haksızlıkların sistemleştiği bir düzen kurdu.
Biri bana korkmamayı öğütledi.
Diğeri korkuyu yönetim biçimi haline getirdi.
Bugün babamın sekizinci ölüm yıl dönümü. Sekiz yıl oldu…
Ama onun sözleri bende hâlâ yaşıyor.
Ben bugün hâlâ yazıyorsam, hâlâ sorumlulukla ve tutkuya yazıyla direniyorsam, bu biraz da babam yüzündendir.
Onun mirası mal mülk değildi.
Bir duruştu.
Ve ben o duruşu kaybetmemek için yazmaya devam ediyorum.

