YAZARLAR

Tümü

Devlet, diyanet ve laiklik üzerine

(6 Gün, 17 Saat önce)
DEM Parti Meclis Başkanvekili Gülistan Koçyiğit’in devletin din politikalarına ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısına ilişkin açıklamaları, Türkiye’de laiklik ve eşit yurttaşlık tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Devletin din politikalarının ağırlıklı olarak Sünni-Hanefi anlayışı temelinde şekillendiği, Diyanet’in 2026 yılı bütçesinin yaklaşık 174 milyar 389 milyon liraya ulaştığı ve farklı inanç topluluklarının kamusal alanda yeterince temsil edilmediği belirtilirken, Koçyiğit’in konuya ilişkin yaklaşımının desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. Laikliğin devletin herhangi bir dini anlayışı kurumsal olarak temsil etmesi değil, bütün inançlar karşısında tarafsız kalması ve herkesin inanç özgürlüğünü güvence altına alması anlamına geldiği ifade ediliyor.

Türkiye farklı etnik kimlikleri, kültürleri ve inanç topluluklarını bünyesinde barındıran çoğulcu bir toplumsal yapıya sahip  bir ülkedir . 


Buna karşın, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana devletin din politikalarının ağırlıklı olarak Sünni-Hanefi anlayışı temelinde şekillendiğini ise  başka bir gerçekliktir. Bu yaklaşım, farklı inanç topluluklarının kamusal alandaki konumunu ve kamu hizmetlerinden yararlanma biçimini doğrudan etkilemektedir.

 

Bu durumun  en somut göstergelerinden birinin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurumsal yapısıdır . Türkiye’de yaklaşık 90 bin caminin bulunması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin yaklaşık 174 milyar 389 milyon liraya ulaşması ve kurum bünyesinde yaklaşık 144 bin personelin görev yapması, devletin din hizmetlerine ayırdığı kaynakların ulaştığı boyutu göstermektedir. 

 

Devletin cemaat ve vakıflara ayırdığı resmi açıklamaları 700  milyon tl civarındadır . Yeni hayata geçirilmeye çalışılan “ Her Okula mescit bulundurulma “ ya yönelik uygulamaları da laik demokratik ilkesi bağlamında, eğitim kurumlarının ibadet mekânı olmaktan çok, farklı inanç ve dünya görüşlerine sahip öğrencilerin eşit koşullarda eğitim aldığı tarafsız kamusal alanlar olması gerekir anlayışına gölge düşürmektedir. 
Bu çerçevede, DEM Parti Meclis Başkanvekili Gülistan Koçyiğit’in konuya ilişkin açıklamaları desteklenmelidir. Dolayısıyla da Devletin sunni  Hanifi mezhebine yönelik bu  sonsuz desteğini yetersiz bulup, DEM partili Gülistan Koçyiğit’e saldıran sözde demokratlar  gayri samimidir . 

 

özellikle Alevilerin ve diğer inanç topluluklarının kamusal politikalarda yeterince temsil edilmediği , Devletin din hizmetlerini örgütleme biçiminin tüm inanç gruplarına eşit mesafede olmadığı gerçeğinden hareketle  bu durumun demokratik çoğulculuk, laiklik ve eşit yurttaşlık ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınması  zaruri bir zorunluktur. 

 

Laiklik ve çağdaş  devletlerde , devletin herhangi bir dini anlayışı kurumsal olarak temsil etmesi değil; bütün inançlar karşısında tarafsız kalması ve herkesin inanç özgürlüğünü güvence altına alması anlamına gelmektedir. Bu nedenle dini toplulukların kendi inançlarını özgürce yaşayabilmelerinin esas olduğunu, devletin ise bu özgürlüğü koruyan tarafsız bir konumda bulunması gerekir .

 

Sonuç olarak, Türkiye’de din-devlet ilişkilerinin, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yapısının ve kamu kaynaklarının dağılımının demokratikleşme, laiklik ve eşit yurttaşlık ilkeleri temelinde yeniden tartışılmasının gerekliliği  kaçınılmazdır . 


Farklı inanç topluluklarının eşit yurttaşlık temelinde kamusal yaşamda yer alabilmesi, demokratik hukuk devletinin güçlenmesine ve toplumsal barışın pekişmesine katkı sağlayacaktır.

 

Zeynel A . Göçer 
Sosyolog / yazar


İSTANBUL
EURO
54.8356
DOLAR
47.5055
ARŞİV