ÜLKE

Tümü

Bir dönemİn, bir paradigmanin ve bir partinin iflası: AHMED-İ SANİ’NİN sessiz teslimiyeti

(8 Gün, 22 Saat önce)
Ahmet Davutoğlu, arkasında bıraktığı enkazın ve siyaset tarihinin tozlu sayfalarına gömülen "stratejik derinlik" masallarının ardından kapıyı vurup gitmedi; kapıyı sessizce üzerine kilitleyip anahtarı yine bir dönem boyun eğdiği iktidar blokuna teslim etti. Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerine son verdiğini açıklarken kurduğu "Kirlenmiş siyasi iklimin parçası olmamak amacıyla çekiliyoruz, bu bir teslimiyet değildir" cümlesi, esasen modern Türkiye siyaset tarihinin en trajikomik itiraflarından biri olarak kayıtlara geçti.

 

Çünkü hayat ve tarih, süslü akademisyen cümlelerinin üzerini örttüğü acı gerçekleri er ya da geç açığa çıkarır. Sormak gerekiyor: Teslimiyet değilse nedir bu?

AKP’nin kurucu aklına, saray rejimine ve onun kirlenmiş ilişkiler ağına meydan okuma iddiasıyla yola çıkan bir "Stratejik Akıl", bugün meydanı yine o eleştirdiği kirli ilişkilere terk ederek havlu atıyorsa; bunun adı siyasi literatürde "ahlaki duruş" değil, siyasi bir fiyasko ve kaçıştır.

 

Dış politikada enkaz, iç siyasette vizyonsuzluk: Davutoğlu kimdir?

 

Akademisyenlikten Dışişleri Bakanlığı’na, oradan da "Serok Ahmet" güzellemeleriyle Başbakanlık koltuğuna oturtulan Davutoğlu, Türkiye’ye "Stratejik Derinlik" adı altında ağır bir "Stratejik Körlük" yaşatan figürdü.

Komşularla "sıfır sorun" söylemiyle yola çıkıp Türkiye’yi tüm komşularıyla kanlı bıçaklı hale getiren, Suriye iç savaşında cihatçı gruplara açılan koridorların mimarlığını yapan ve "Cuma namazını Emevi Camii'nde kılacağız" illüzyonuyla milyonlarca mülteci krizinin temellerini atan yine oydu.

 

Başbakanlık koltuğuna oturduğu süreçte, AKP'nin "tek adam" rejimine tahkim edildiği dönemin meşruiyet sağlayıcısı oldu. Erdoğan’ın gölgesinde "Pelikan Bildirisi" gibi saray içi bir darbeyle görevden çektirilirken bile sesini çıkaramayan, "Cumhurbaşkanımla arama kimse giremez" diyerek koltuğunu sessizce teslim eden bir isimden, yıllar sonra bir "eylemci veya devrimci parti lideri" çıkmayacağı zaten malumun ilamıydı.

 

2013 Barış Süreci, Kobanê ve "Gerekirse Kürtçe öğreneceğim" ikiyüzlülüğü

 

Davutoğlu’nun siyasi kariyerindeki en büyük tutarsızlık ve çelişki abideleri hiç şüphesiz Kürt meselesi ve 2013-2015 yılları arasındaki gelişmelerde saklıdır.

 

  • Barış Süreci Oyalaması: 2013’te Çözüm Süreci devam ederken Dışişleri Bakanı ve ardından Başbakan olan Davutoğlu, barışın "yerli ve milli" olması gerektiği illüzyonunu yaydı. Diyarbakır’daki AKP kongrelerinde "Vaktim olursa Kürtçe öğreneceğim, Kobanê’deki kardeşlerimin alnından öpüyorum, Kobanê bize tarihin emanetidir" diyerek Doğu'da barış havarisi kesildi.

  • Kobanê ve 6-8 Ekim Kırılması: Ancak aynı Davutoğlu, Kobanê IŞİD kuşatması altındayken iktidarın pazarlıkçı tutumunu savundu. 6-8 Ekim protestoları patlak verdiğinde ise güvenlikçi politikalara sarılarak halkı tehdit etti; "Kamu düzenini tesis etmekte tereddüt etmeyiz" diyerek barış masasının devrilmesine giden taşları döşedi.

  • Cizre, Sur ve Sokağa Çıkma Yasakları: 7 Haziran 2015 seçimlerinde AKP çoğunluğu kaybedince başlayan o karanlık dönemde, Davutoğlu Başbakanlık koltuğundaydı. Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de bodrumlarda siviller can verirken, şehirler tanklarla dövülürken iktidarını koruma telaşındaydı. "Terörle mücadelede eski defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz" diyerek şantaj vari açıklamalar yapıp, o dönemin karanlığını bir sır gibi saklamayı tercih etti.

  •  

"Çekiliyoruz" demek yetmez: Defterleri açmadan gitmek kime yarar?

 

Gelecek Partisi’ni kurarken AKP'den koptuğunu iddia eden, kayyum politikalarını, liyakatsizliği, yolsuzluğu eleştiren Davutoğlu; bugün partisinin kepenklerini indirirken iktidara en büyük hizmeti yine kendisi sunmuştur.

Siyasette "rövanş değil restorasyon" diyerek kendince bir entelektüel kılıf uydurmaya çalışan Davutoğlu'na kamuoyu adına soruyoruz:

 

  1. Madem siyaset kirlenmişti, Başbakanlığınız döneminde o kirliliğin tam merkezindeyken neden "teslim oldunuz" ve Pelikan darbesine ses çıkarmadınız?

  2. "Eski defterler açılırsa" diyerek işaret ettiğiniz 2015 Haziran-Kasım arasındaki o kanlı dönemin gerçeklerini halka açıklamadan nireye "çekiliyorsunuz"?

  3. Milletvekili transferlerini, kayyumları ve saray rejimini eleştirip ardından sahayı tamamen AKP ve MHP blokuna terk etmek, "kirlenmiş iklimden kaçmak" mıdır, yoksa o iklime dolaylı yoldan teslim olmak mıdır?

 

Bir "Akademik Hülya"nın Sonu

 

Ahmet Davutoğlu, siyaset sahnesine bir "akil adam" ve "kuramcı" olarak girdi; ancak siyaset tarihine "sorumluluk almaktan kaçan, kurduğu hayallerin altında ezilen ve her kriz anında geri çekilen" bir figür olarak geçti.

 

Gelecek Partisi'nin feshi, sadece tabelanın sökülmesi anlamına gelmiyor. Bu fesih; halka somut bir özeleştiri vermeyen, geçmişteki günahlarıyla yüzleşmeyen, Kürt meselesinden dış politikaya kadar yarattığı yıkımların hesabını vermeden sivil alana kaçmaya çalışan "Muhafazakar-Akademik Siyasetin" tescillenişidir.

 

Davutoğlu "teslimiyet değil" dese de tarih bunu çoktan not etti: Bu, iktidara karşı başlatılan yapay bir başkaldırının, yine iktidarın gölgesinde son bulan tescilli teslimiyetidir.

 

Yorum: M. Murat Yıldırım


İSTANBUL
EURO
54.8356
DOLAR
47.5055
ARŞİV