Açıklama öncesinde söz alan Barış Akademisyeni Can Irmak Özinanır, Ankara’nın Altındağ ilçesinde sokak hayvanlarını beslediği için öldürülen Ülker Güleryüz’ü andı. Özinanır, “Mücadelesine sahip çıkacağız, katliam yasasını geri çektireceğiz” ifadelerini kullandı. Basın metnini okuyan inisiyatif üyesi Eylem Keçeci, Türkiye’de hayvan haklarının sistematik biçimde ihlal edildiğini söyledi. Son yıllarda daha önce de uygulanan toplama yöntemlerinin “güvenlik” söylemiyle yeniden devreye sokulduğunu belirten Keçeci, bunun geri dönülmez ve kanlı bir tabloya yol açtığını ifade etti. On binlerce hayvanın yaşamını yitirdiğini dile getiren Keçeci, toplum vicdanında derin yaralar açıldığını ve toplumsal barışın tehlikeye atıldığını vurguladı.
Hayvanlara yönelik şiddetin diğer dezavantajlı gruplara dönük hak ihlallerinden ayrı ele alınamayacağını belirten Keçeci; çocuklara, kadınlara, mültecilere, yaşlılara, LGBTİ+’lara ve engellilere yönelik ihlallerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Aksi halde mevcut şiddet ortamının barışa, kardeşliğe ve adalete evrilemeyeceğini kaydeden Keçeci, “Bir toplumun vicdanı savunmasız olana nasıl davrandığıyla ölçülür” dedi.
Dünyanın tüm canlıların ortak evi olduğunu hatırlatan Keçeci, yerel ve merkezi yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmediğini savundu. Bu ihmallerin bedelinin sokakta yaşayan hayvanlara ödetildiğini ifade eden Keçeci, hayvanların yaşadıkları alanlardan alınıp koşulların son derece kötü olduğu barınaklara kapatılmasının cinayet anlamına geldiğini söyledi. Vergilerin ölüm politikalarına harcandığını belirten Keçeci, oysa bilimsel ve kalıcı çözümler için kısırlaştırma çalışmalarının ve insan-hayvan ilişkisini rehabilite edecek uygulamaların mümkün olduğunu dile getirdi.
Keçeci, “ötenazi” adı altında köpeklerin hijyen koşullarından yoksun, salgın hastalıklara açık ortamlarda tutulduğunu; barınak kapasitelerinin getirilen hayvan sayısını karşılamadığını ve bu nedenle hayvanların aç bırakıldığını, hastalıklardan öldüğünü ya da kamu görevlilerinin inisiyatifiyle öldürüldüğünü söyledi. Bu yapıların toplama kampını andırdığını ifade etti.
Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik şiddetin söz konusu yasa ile meşrulaştırıldığını öne süren Keçeci, faillerin ise yargı eliyle cezasızlık politikaları sayesinde korunup ödüllendirildiğini savundu. Yasada üretim ve satışa destek maddeleri bulunduğunu, buna karşılık hayvan satışlarının ve köpek dövüşlerinin engellenmediğini belirterek bu nedenle düzenlemeye “katliam yasası” adını verdiklerini söyledi.
Kırsal bölgelerde hayvanların doğurtulması, bir yavrunun alınıp diğerlerinin öldürülmesi ya da hayvanların yaşlandıklarında doğaya terk edilmesi gibi uygulamalara karşı seferberlik başlatılması gerektiğini dile getiren Keçeci, medyayı kullanarak zehir tarifleri paylaşan ve hayvan hakları savunucularını hedef gösteren kişi ve grupların cezalandırılması çağrısında bulundu. Yakılan ve zehirlenen köpeklerin yanı sıra evleri yakılan, darp edilen, kurşunlanan yaşam hakkı savunucularının güvenliğinin sağlanmasının da yöneticilerin sorumluluğu olduğunu belirtti.
Açıklamanın sonunda Keçeci, hem sokakta yaşayan hayvanlara hem de insanlar, doğa ve toplumun bütününe yönelik şiddete yol açtığını savundukları “katliam yasası”nın derhal iptal edilmesi gerektiğini ifade etti.

